https://www.youtube.com/watch?v=QFRXatt_L6A

Dünyamızın Havale Eşiği. Yerküre, sanayi öncesi ortalamalara göre sadece 1,5°C daha ısınırsa, geri dönüşü mümkün olmayan bir yıkımla yüz yüze kalacağız. Fosil yakıt tüketimi ile artan seragazı emisyonları, bizi insanlığın şimdiye kadar yüzleştiği en zorlu süreçle karşı karşıya bırakmaya başladı bile!

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 6.000’in üzerinde bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı 1,5ºC Küresel Isınma Özel Raporu, hükümetler tarafından Güney Kore’de onaylandı.

Rapor’da öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralanabilir:

  • İnsanlar, dünyanın, sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 1,0ºC ısınmasına sebep oldu. Küresel ısınma şimdiden, kuraklık ve seller gibi aşırı hava olayları, deniz seviyesinde yükselme ve Arktik denizinin erimesi olarak etkilerini göstermeye başladı.

  • Seragazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5ºC sınırını geçecek.

  • 1,5ºC sınırı, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğu önleme için kritik öneme sahip. Küresel ısınmayı 1,5ºC ile sınırlandırmak, ekolojik sistemler ve yaşam alanları üzerindeki birçok kalıcı etkinin önlenmesi anlamına geliyor.

  • Bu sınırı geçmemek için küresel emisyonları 2030 yılında 2010 yılına göre %45 azaltmak ve 2050 yılında net sıfır emisyona ulaşmak gerekiyor.

  • Bu yüzden, tarım, enerji, sanayi, bina, ulaşım ve şehirlerde “hızlı ve geniş kapsamlı” dönüşümler gerekiyor.

  • Şu anda Paris Anlaşması kapsamında verilen taahhütler, küresel ısınmayı 1,5°C’de sınırlandırmaya yetmiyor. Ülkelerin, en kısa zamanda taahhütlerini yenilemesi gerekiyor.

Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya, iklim değişikliğine karşı en hassas ve riskli bölgeler arasında bulunuyor.

Küresel ortalama sıcaklıklar sanayi öncesi döneme göre 1°C eşiğini aştı. Türkiye’de ise ortalama sıcaklık artışı ise 1,5°C’yi şimdiden geçti. Küresel iklim değişikliği, ülkemizin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal riskleri her geçen gün artırıyor. Türkiye’nin tümü için sanayi öncesi döneme göre, 5°C’ye varan sıcaklık artışı ve yine ülkenin güney ve batı kesimleri için %30’lara varan yağış azalması öngörülüyor.

Türkiye’de sıcaklıklar her geçen gün artmaya devam ediyor. 2017 yılında, Türkiye’de ortalama sıcaklık 1970 yılına göre 1,5 °C artarak 14.2°C olarak gerçekleşti. 1981-2010 ortalamasının 13,5°C olduğunu göz önüne alırsak ortalama artış 0.7°C oluyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü, “Türkiye ortalama sıcaklıklarında 1998 yılından bu yana (2011 yılı hariç) süreklilik arz eden bir artış”  olduğunu ifade ediyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre yağış rejimleri, miktarı ve sıklığında önemli değişimler yaşanıyor ve meteorolojik afetler artıyor. Türkiye’de 2017 yılında 598, 2016 yılında 654, 2015 yılında ise 731 meteorolojik afet gözlemlendi. Bu üç yıl, 1940’lardan beri ülke tarihinde en çok meteorolojik afetin görüldüğü yıllar olarak ön plana çıkıyor. Son üç yıldaki meteorolojik afetlerin ortalama %80’inden fazlası fırtına, şiddetli yağış/sel ve dolu afeti olarak gerçekleşti.

Sel ve kuraklık haberleri, 2018 yılında ülkemizde de gündeme oturdu. Sadece bu yıl İzmirAnkaraİstanbulTrabzonRizeOrdu, Bursa, KahramanmaraşKayseriAntalya, Muğla, Tekirdağ, KonyaMuş, Erzurum, ŞanlıurfaSamsun, kısacası yurdun dört bir yanı sellere teslim oldu. Aşırı yağış ve sel canlar aldıyollar kapattıtarlaları ve ekinleri yok etti. Bu yaz binlerce ev ve iş yerini su bastı.

Türkiye’de sadece seller değil, aynı zamanda aşırı sıcaklıklar ve orman yangınları da artık daha sık görülüyor. 2017 yılında Yalova’nın yüzölçümünün 1.3 katı kadar orman alanı yangınlarda zarar gördü2 bin 411 orman yangınında 1120 kmalan yandı. 2018’de de yangınlar artarak devam etti. İzmir’de, Tunceli’de, Kastamonu’da, Bursa’daAntalya’da, Çanakkale’de, Sivas’ta, Hatay’da, Denizli’de ve daha birçok kentte orman yangınları binlerce ağacın kül olmasına sebep oldu.

Türkiye’nin içinde bulunduğu Akdeniz Havzası son 900 yılın en ağır kuraklığını yaşıyor. Havzanın son 900 yıldaki iklim trendlerini inceleyen NASA çalışmasına göre Türkiye, Kıbrıs, İsrail, Ürdün, Filistin ve Suriye bölgesinde 1998’de başlayan kuraklık, bölgenin yağış bakımından son 900 yılda en kısır dönemi geçirdiğini ortaya koyuyor.

Eşine yüzyıllardır rastlanmamış bir kuraklığı yaşayan bölgedeki binlerce insan şimdiden kıtlık, açlık, gıda krizi ve yeni göç dalgaları tehdidi ile karşı karşıya. Yanı başımızda yaşanan ve derinleşebilecek bu iklim etkileri ülkemizde de sosyal ve ekonomik sorunlara yol açıyor.

1,5°C

İklim değişikliği sebebiyle küresel sıcaklıklar şimdiden sanayi dönemi öncesi seviyenin yaklaşık 1°C üzerine çıktı. Emisyonların hızla azaltılmaması halinde, sıcaklıklar 2040’ta 1,5°C yükselebilir. Sıcaklık artışının 2100 yılında 1,5°C ile sınırlı tutulabilmesi için küresel emisyonları daha önce eşi görülmemiş bir ölçekte, derhal ve hızla azaltmalıyız. Bu zorlu hedefe ulaşsak bile, iklim değişikliği kaynaklı hasarların bazıları ile karşı karşıya kalacağız.

Aşırı Sıcaklar

Dünya 1°C’lik sıcaklık artışının etkilerini hâlihazırda yaşıyor. Söz konusu etkiler ülkemizde de görülmeye başlandı. En son, 2017 yılında Yalova’nın yüzölçümünün 1.3 katı kadar orman alanı yangınlarda zarar gördü.  2 bin 411 orman yangınında 1120 kmalan küle döndü. 2100 yılında bugünden 1,5°C daha sıcak olacak bir dünyada, aşırı sıcakların görülme sıklığı en az iki katına çıkabilir.

Su Kıtlığı

1,5°C’lik sıcaklık artışı, tatlı su kaynakları üzerindeki baskıyı ve Türkiye gibi hassas coğrafyalarda su kıtlığı riskini artıracak. 5°C’lik sıcaklık artışı, nehir ve göllerdeki tatlı su miktarını Akdeniz havzasında %9, Avustralya’da %10, Brezilya’nın kuzeydoğusunda ise %7 oranında azaltabilir.

Ekosistem Hasarları

İklim değişikliği sadece insanları değil, dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin önemli bir kısmını da etkiliyor. Sıcaklık artışını 1,5°C eşiğinde sınırlandırmak, canlılar üzerindeki riskleri yarı yarıya azaltabilir. Buna rağmen 1,5 °C senaryosuna göre 10 mercan kayalığının dokuzu 2050 yılından itibaren ciddi bozulma tehlikesi altında olacak. Karasal ve denizel yaşam olumsuz etkilenecek, türler üzerindeki baskı artacak. Ekolojik hasarlar ile birlikte tarımsal üretim düşecek, gıdaya erişim zorlaşacak.

2°C

İklim için eyleme hızlıca geçilmezse, küresel ortalama sıcaklıklar 2065 yılında sanayi öncesi dönemin 2°C üzerine çıkabilir. Sıcaklık artışını 2°C’de sınırlandırmak için küresel emisyonlarda radikal azaltıma ihtiyaç duyuluyor.

Aşırı Sıcaklar

Ortalama sıcaklıklarda 2°C üzerinde bir sıcaklık artışı, kavurucu bir sıcaklık artışına ve aşırı sıcaklıkların neredeyse tüm yaz boyunca Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da etkili olmasına sebep olacak.  Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki en sıcak günlerde termometreler 50°C’yi gösterebilir. Sıcak hava dalgalarına bağlı ölümler artacak, şiddetli orman yangınlarına maruz kalacağız.

Su Kıtlığı ve Seller

Sıcaklık artışının 2°C’yi aştığı bir dünyada, yağış rejimleri dengesizleşecek ve su kıtlığı ile daha sık karşı karşıya kalacağız. Avrupa’nın tamamı ve Türkiye her mevsimde daha şiddetli yağışlar alacak. Dünya nüfusunun %8’i şiddetli susuzluk problemleri yaşayacak.

Ekosistem Hasarları

2°C’yi aşan bir sıcaklık artışı mercan kayalıklarının yok olmasına neden olacak. Amazon ve Galapagos gibi dünyanın en fazla doğal zenginliğe sahip bölgelerindeki 80.000 bitki ve hayvan türünün %25’inin soyları yüzyıl sonunda yerel ölçekte tükenecek. Sıcaklık artışları, böcek ve hayvan davranışlarını da değiştirerek ekosistemlerin tamamına yansıyan bir dalga etkisi yaratabilir. Küresel sıcaklıklar 2°C yükselirse, Arktik Okyanusu’ndaki buzullar üst üste birkaç yıl boyunca, belli aylarda tamamen eriyecek. Bu durumda gezegenin yansıttığı güneş ışını miktarı azalacağından ısınma daha da hızlanabilir.

3°C

Emisyon artış hızı bugünkü gibi devam ederse ortalama küresel sıcaklık, bu yüzyılın ikinci yarısında sanayi dönemi öncesi seviyenin 3°C üzerine çıkacak. Hükümetler, Paris İklim Anlaşması çerçevesindeki emisyon azaltım taahhütlerini yerine getirir ancak bunun ötesine geçmezlerse sıcaklıkların artış hızında bir nebze azalma görülecek. Yine de   2100 yılı dolaylarında sanayi dönemi öncesine göre sıcaklık artışı 3°C’yi aşacak.

Aşırı Sıcaklar

Günümüz ikliminde Afrika kıtasında yılda ortalama bir ila üç sıcak hava dalgası yaşanıyor. Sıcaklıkların yüzyıl sonuna kadar 3°C yükseldiği bir senaryoda, sıcak hava dalgalarının sayısı yüzyıl ortasına gelindiğinde beş kat artabilir. Akdeniz, Batı Avrupa ve Kuzey İskandinavya da kuraklıkların gittikçe daha sık görülmesi ve şiddetlenmesi muhtemel.

Su Kıtlığı ve Seller

3°C’lik bir sıcaklık artışı temel içme suyu kaynaklarından birisi olan yeraltı su kaynaklarını ciddi azalma tehdidine maruz bırakacak. 3°C’lik sıcaklık artışı, günümüzde 800 milyon kişinin su kaynağı olan Himalaya tepesindeki buzulların %43’ünün yok olmasına sebep olabilir. Ayrıca, aşırı yağışlar ve seller milyonlarca insanın hayatını olumsuz etkileyecek.

Ekosistem Hasarı

Bitki ve hayvanlar, özellikle göçmen canlılar, bu sıcaklık değişimine ayak uyduramayacak ve yerel ölçekte soyları tükenecek. Deniz ekosistemleri bu derece bir sıcaklık artışında çökebilir.

İKLİM EYLEMİNE GEÇMEK VE
KÜRESEL ISINMAYI 1,5 °C’DE TUTMAK

Daha Sağlıklı Toplum

Daha Temiz Enerji

Daha Güçlü Ekonomi

Daha Erişilebilir Gıda

Daha Fazla İstihdam

Daha Kolay ve Temiz Seyahat

Daha Sürdürülebilir Bir Yaşam

Daha Az Çatışma

DAHA YAŞANABİLİR DÜNYA

ANLAMINA GELİYOR!

İNDİR: 1,5 °C İKLİM EYLEMİNİN FAYDALARI

Destek ol

İklim değişikliği hepimizin yaşam alanlarını tehdit ediyor. Son dönemde yaşadığımız afetler ve fırtınalar ile gerçek tehlikenin sadece provasını yapmış oluyoruz. Bilim insanlarının açıkça ortaya koyduğu üzere, küresel sıcaklık artışını 1,5°C’de sınırlandırmamız gerekiyor. Bu yüzden desteğine ihtiyacımız var.

İklim değişikliği konusunda hemfikiriz ve endişeliyiz. Ancak; bu krizin boyutunu, bizleri ve geleceğimizi nasıl etkileyebileceğini önemsemiyor, günlük hayatımızdaki koşuşturmalar ve boğuştuğumuz ekonomik ve sosyal sorunlar yüzünden çocuklarımızın yaşam alanlarını yok eden iklim değişikliğini göz ardı ediyoruz.

Geleceğimizi korumak için hepimize rol düşüyor. Artık iklim değişikliğini daha fazla dert etmemizin zamanı geldi.

Küresel ısınma #bibuçuktakalsın diye, ilk adımı atar, iklim krizini daha fazla insanın dert etmesi için siteyi ailen, dostların ve arkadaşların ile paylaşır mısın?

KAMPANYAYI İMZALA

1,5°C sınırı neden önemli?

Son dönemde yayınlanan önemli bilimsel çalışmalar

Farklı sıcaklıklarda ortaya çıkan etkiler:

Schleussner et al. (2016). Differential climate impacts for policy-relevant limits to global warming: the case of 1.5 °C and 2 °C. Earth System Dynamics 6: 327-351. (incelemesi)

ÖZET: “1,5°C ve 2°C ısınma seviyelerindeki iklim değişikliğinin şiddetli hava olayları, su arzı, tarım mahsulü, deniz seviyesinde yükselme ve mercan kayalıklarının yok olma riski gibi başlıca etkilerine dair değerlendirme. Elde ettiğimiz sonuçlar, 1,5◦C ve 2◦C ısınmanın etkileri arasında ciddi farklılıklara işaret etmektedir. Bu farklılıklar, iklim sistemine tehlikeli bir antropojenik müdahalenin değerlendirilmesi açısından çok anlamlı.”

Su ve gıda:

Betts et al. (2018) Changes in climate extremes, fresh water availability and vulnerability to food insecurity projected at 1.5°C and 2°C global warming with a higher-resolution global climate model. Philosophical Transactions of the Royal Society. 376: 2119 (incelemesi)

ÖZET:  “Sanayi öncesi döneme göre 1,5°C ve 2°C küresel ısınma sonucunda ağır hava şartlarında, hidrolojik etkilerde ve gıda güvensizliği hassasiyetinde oluşan değişimlerin değerlendirmesi. Çalışma unsurları arasında, bazı alanlardaki sistematik önyargıları düzeltme ihtiyacından kaynaklanan kısmi tutarsızlığa rağmen tahmini ağır hava şartları işaretleri ve biyofiziksel etkiler, 2°C’lik küresel ısınmadaki değişimin 1,5°C’dekine oranla daha fazla olacağı beklentilerini desteklemektedir.”

Su:

Döll et al (2018) Risks for the global freshwater system at 1.5 °C and 2 °C global warming. Environmental Research Letters. 13, 4

ÖZET: “Sanayi öncesi dönemden yaklaşık 1,5°C ve 2°C daha sıcak olan dünyalarda tatlı su ile ilgili tehlike ve risklerin değerlendirmesi. İnsan, tatlı su biyotası ve bitki örtüsünü tehdit eden tatlı su kaynaklı tehlikelerin karakteristik özelliklerini taşıyan yedi adet hidrolojik tehlike göstergesini analiz ettik. Biri dışında tüm göstergeler ışığında, kayda değer ölçüde daha ıslak veya daha kuru koşullar altındaki bölgelerin 1,5°C dünyasında daha küçük olduklarını tespit ettik.”

Ekonomi:

Pretis et al (2017) Uncertain Impacts on Economic Growth When Stabilizing Global Temperatures at 1.5°C or 2°C Warming. Philosophical Transactions of the Royal Society A. doi:10.1098/rsta.2016.0460 (incelemesi)

ÖZET: “Küresel ortalama yüzey sıcaklığının sanayi öncesi seviyelerden 1,5°C veya 2°C daha sıcak olduğu durumlarda iklim değişikliğinin, ekonomik sonuçlar üzerindeki göreceli etkilerinin değerlendirmesi. 1,5°C’lik ısınmanın ekonomik büyüme üzerinde öngörülen etkileri, mevcut iklim koşullarına kıyasla ayırt edilemeyecek kadar önemsiz iken 2°C’lik ısınmada, pek çok ülkenin istatistiksel olarak daha düşük bir ekonomik büyüme gerçekleştireceği öne sürülmektedir.”

Mercan kayalıkları:

Frieler et al. (2013) Limiting global warming to 2 °C is unlikely to save most coral reefs. Nature Climate Change 3: 165-170

ÖZET: “Mercan ağarması üzerine küresel ortalama sıcaklık değişimi çerçevesinde ve geniş kapsamlı bir dizi emisyon senaryosu ve modeli temelinde kapsamlı ve küresel bir araştırma. Yeryüzündeki mercan kayalıklarının %10’undan fazlasını korumak için ısınmanın sanayi öncesi seviyelere göre 1,5 °C’nin altında gerçekleşmesi gerektiğini gösterdik.”

Deniz seviyesi yükselmesinin kıyı kentlerindeki etkileri:

Rasmussen (2017) Coastal flood implications of 1.5 °C, 2.0 °C, and 2.5 °C temperature stabilization targets in the 21st and 22nd century. Environmental
Research Letters submitted, 1–39

ÖZET: “Sıcaklık sabitleme hedeflerinin kıyı bölgesindeki sel riski bakımından yaratacağı olası sonuçların değerlendirmesi. Küresel ortalama yüzey sıcaklığının (GMST) sanayi dönemi öncesindeki seviyelerden 1,5°, 2°C, 2,5°C daha sıcak olarak sabit tutulduğu senaryolar arasında küresel bir gelgit ölçeği istasyonu ağında kıyı sellerinin dönüş periyotları arasındaki farkları değerlendirdik. 2150 yılında GMST’nin 1,5°C’ye sabitlenmesi, 2°C senaryosuna kıyasla halihazırda ilgili bölgelerde yaşayan aşağı yukarı 5 milyon daha az kişinin evini sel basmaktadır; bunlardan 40.000’i Gelişmekte Olan Küçük Ada Devleti’nde yaşamaktadır.”

Deniz seviyesi yükselmesinin küçük ada ülkelerine etkisi:

Storlazzi et al (2018) Most atolls will be uninhabitable by the mid-21st century because of sea-level rise exacerbating wave-driven flooding. Science Advances 4, 4: 9741 (incelemesi)

ÖZET: “Deniz seviyesi yükselmesinin ve dalga kaynaklı sel baskınının çeşitli iklim değişikliği senaryolarında mercan adası altyapısı ve tatlı su bulunurluğu üzerindeki etkisine dair tahminlerde bulunuyoruz. Mevcut seragazı emisyon oranları dikkate alındığında, deniz seviyesindeki yükselme ile mercan kayalıklarındaki dalga dinamikleri arasındaki lineer olmayan etkileşimlerin, 21. yüzyıl ortalarında mercan adalarının çoğunu her yıl dalgalarla birlikte su basmasına neden olacağını gösterdik.”

Aşırı sıcaklıklar (1):

Coumou and Robinson (2013) Historic and future increase in the global land area affected by monthly heat extremes. Environmental Research Letters 8:3

ÖZET: “CMIP5 (Coupled Model Intercomparison Project) iklim modellerinde aşırı sıcaklıkların görülme olasılıklarının değerlendirmesi. Yakın gelecek (örn. 2040 yılına kadar) üzerine çalışılan modellerde bu aşırı sıcaklıkların görülme sıklığının, emisyon senaryosundan bağımsız olarak sağlam ve çeşitli katlarla yükselmesi öngörülmektedir. Bununla birlikte iklim değişiklinin hafifletilmesiyle 21. yüzyılın ikinci yarısına girerken aşırı sıcaklıklar büyük ölçüde önlenebilir.”

Aşırı sıcaklıklar (2):

Matthews et al (2017) Communicating the deadly consequences of global warming for human heat stress. Proceedings of the National Academy of Sciences USA.  Apr 11; 114,15: 3861-3866.

ÖZET: “Belli küresel ısınma seviyelerinde ölümcül sıcakların artan görülme sıklığının bir değerlendirmesi. Elde ettiğimiz sonuçlar, küresel ortalama hava sıcaklığının sıcaklık stresiyle doğrusal olmayan bağlantısını teyit eder nitelikte. Buna göre, bugüne kadar gerçekleşen ısınmanın gelecekte de devam etmesi, geçmişte görülen toplumsal etkilerin daha da fazla artmasını tetikleyebilir. Sadece 1,5 °C’lik küresel ısınma, 2050 yılında sıcaklık stresinin yaşanacağı mega şehirleri iki katına çıkarırken 350 milyondan fazla insan ölümcül sıcağa maruz bırakabilir.”

Kuzey Afrika’da Aşırı Sıcaklıklar: 

Weber at el (2018) Analyzing Regional Climate Change in Africa in a 1.5, 2, and 3°C Global Warming World. Earth’s Future (incelemesi)

ÖZET:

“1,5°C, 2°C° ve 3°C’lik farklı küresel ısınma eşiklerinde Afrika kıtasında farklı sektörlerde görülen potansiyel etkilerin analizi. Sonuçlara bakıldığında, küresel sıcaklık 2°C’nin altında tutulsa bile Afrika kıtasında özellikle 15° güney ve 15° kuzey meridyenleri arasındaki alanlarda sıcak gecelerin sayısında artış, sıcak hava dalgalarının ise daha uzun ve sık görülmesi bekleniyor.”

Buzul kaybı ve su bulunurluğu:

Cogley (2017) Climate science: The future of Asia’s glaciers. Nature 549: 166–167

ÖZET: “1,5 °C’lik artışın Asya’nın yüksek dağlarındaki buzullar için ne anlama gelebileceğine dair değerlendirme. 1,5 °C’lik küresel sıcaklık artışının, Asya’nın yüksek dağlarına 2,1 ± 0,1°C olarak yansıyacağını ve bugün bu dağlarda yer alan buzul kütlesinin 64 ± %7 oranındaki bir kısmının yüzyıl sonuna kalacağını gösterdik.”

Avrupa’da su arzı ve sel:

Thober et al (2018) Multi-model ensemble projections of European river floods and high flows at 1.5, 2, and 3 degrees global warming. Environmental Research Letters: 13, 1

ÖZET: “1,5°C, 2°C ve 3°C’lik küresel ısınmalarda, iklim değişikliğinin Avrupa’daki sellere etkileri. Çok modelli bu yapıda, yüksekteki akışlarda büyük ölçüde azalan yağış miktarından dolayı ciddi düşüşler görülecek. Akdeniz bölgesi, değişimin merkezi olarak gösteriliyor.”

2°C’nin altında devrilme noktalarına ulaşma olasılığı:

Drijfhout et al (2015) Catalogue of abrupt shifts in Intergovernmental Panel on Climate Change climate models. Proceedings of the National Academy of Sciences.  112: 43

ÖZET: “Küresel sıcaklıklardaki belli bir artışın ardından okyanus, deniz, kar örtüsü, permafrost ve kara biyosferinde bölgesel olarak meydana gelen 37 zorunlu ani değişimin analizi. 37 olayın 18’i, bazı durumlarda güvenli eşik limit olarak sunulan 2°C’nin altındaki küresel ısınma seviyelerinde gerçekleşmektedir.”

Küresel biyoçeşitliliğe olası etkileri:

Warren et al (2018) The implications of the United Nations Paris Agreement on climate change for globally significant biodiversity areas. Climatic Change. 47, 3-4: 395-409 (incelemesi)

ÖZET: “Farklı iklim senaryolarında dünyanın önemli biyoçeşitliliği koruma alanlarında bulunan türlerin iklim değişikliği dolayısıyla karşı karşıya kaldıkları risklerin değerlendirmesi ve bu türlerin iklim mültecileri olarak değerlerinin ölçülmesi. Ülkelerin emisyon azaltma taahhütlerinin toplu faydalarını ve küresel ısınmayı sanayi dönemi öncesindeki seviyelerin 4,5 °C üzerini gösteren hafifletilmemiş senaryolara kıyasla 2°C üzerinde tutma çabalarını ölçümledik. Isınmanın 2°C sınırında tutulması halinde, her bir koruma alanındaki iklim mültecilerinin bulundukları ortalama alanın iki katına çıkarak %67’ye çıkacağı sonucuna vardık.”

Eriyen Arktik Okyanusu buzulları:

Jahn (2018) Reduced probability of ice-free summers for 1.5 °C compared to 2 °C warming. Nature Climate Change. 8: 409-413

ÖZET: “İklimin Arktik denizi buzulları üzerindeki etkisinin farklı senaryolarla değerlendirilmesi. Isınmanın 2,0 °C yerine 1,5 °C ile sınırlı tutulması, 2100 yılına gelene kadar buzulsuz yaz mevsimi geçirme olasılığını %100’den %30’a düşürmektedir.”

Arktik Okyanusundaki buzul erimesinin olası sonuçları:

González‐Eguino (2017) Mitigation implications of an ice‐free summer in the Arctic Ocean. Earth’s Future, January 2017

ÖZET: “Farklı senaryolarda potansiyel hızlı deniz buzulu kayıplarının olası sonuçlarının değerlendirmesi. Elde ettiğimiz sonuçlar, Arktik denizindeki buzul erimesi için küresel ölçekte daha katı azaltma çalışmalarının gerekliliğine işaret etmektedir. Bu ilave ısınma kaynağını dengelemek üzere küresel CO2 emisyonlarının 5-15 sene önce sıfır seviyesine indirilmesi ve karbon bütçesinin, %20 ila %51 oranında küçültülmesi gerektiğini tespit ettik.”

Tarım:

Zhao et al (2017) Temperature increase reduces global yields of major crops in four independent estimates. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America , National Academy of Sciences. 114, 35: 9326-9331

ÖZET: “Küresel sıcaklık artışının buğday, pirinç, mısır ve soya fasulyesi mahsul verimine etkisi üzerine değerlendirme. Farklı metodların birbirleriyle tutarlı olan sonuçlarına göre, sıcaklığın mahsul verimine küresel ölçekte olumsuz etkileri olduğu ortaya koyulmuştur. Bu sonuçlar, çoğunlukla ülke ve alan ölçeklerinde de benzer etkilerle pekiştirilmektedir.”

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da aşırı sıcaklıklar:

Lelieveld (2016) Strongly increasing heat extremes in the Middle East and North Africa (MENA) in the 21st century. Climatic Change. 137, 1–2: 245–260 (incelemesi)

ÖZET: “Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde iklim değişikliğini inceleyen bir çalışma. Sonuçlar, en şiddetli ısınmanın MENA bölgesinde yazın, başka yerlerde ise genellikle kışın görüldüğüne işaret etmektedir.”

Asya ve Afrika’da birden çok sektördeki etkilere karşı hassasiyet:

Byers et al (2018) Global exposure and vulnerability to multi-sector development and climate change hotspots. Environmental Research Letters. 13, 5. (incelemesi)

ÖZET: “Çeşitli iklim değişikliği riskleri ile sosyoekonomik kalkınma arasındaki bağlantıların analizi. Küresel iklim, entegre değerlendirme ve etki modellerinde su, enerji ve arazi sektörlerini kapsayan çeşitli küresel ortalama sıcaklık değişimi ve sosyoekonomik kalkınma seviyelerinde 14 etki göstergesi hesapladık. Küresel ölçekte birden çok sektörde maruz kalınan risklerin 1,5°C’den 2°C’ye geçişte yaklaşık iki katına çıktığını gösterdik.”

1,5°C’ye ulaşma senaryoları: Karbondioksiti yok etmeye ihtiyacımız var mı?

Yüzyılın sonunda sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlı tutmak için kullanılan farklı senaryoların özeti:

Rogelj et al. (2018) Scenarios towards limiting global mean temperature increase below 1.5 °C. Nature Climate Change. 8: 325-332 (incelemesi)

ÖZET:Farklı sosyoekonomik, teknolojik ve kaynak varsayımlarıyla 1,5°C hedefine ulaşılabilecek geçiş rotalarının analizi. Hepsi olmasa da bazı rotaların 1,5 °C’ye götürdüğü sonucuna vardık.