ADİL GEÇİŞ NEDİR?

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) adil geçişi, “emek hareketinin düşük karbonlu ve iklim değişikliğine dayanıklı bir ekonomiye geçişteki zorlukları kavramasına yarayan, kamu politikası ihtiyaçlarına işaret eden ve dönüşüm içerisindeki işçiler ve topluluklar için faydaları maksimize ederken yükleri minimize eden bir kavramsal çerçeve” olarak tanımlanıyor. Daha geniş anlamda, adil bir geçiş, iklim nötr ya da net sıfır ekonomiye geçişte; iklim değişikliğinin gerektirdiği ekonomik dönüşüm sonucunda ortaya çıkacak risk ve fırsatların birlikte yönetilip, toplumun geniş kesimleri tarafından hakkaniyetli şekilde paylaşılarak, insana yakışır ve yeşil iş fırsatları yaratılarak kimsenin geride bırakılmamasıdır.

Adil geçişte, sürdürülebilir bir istihdam sistemi çevreyi koruyarak kurulur. Adil geçiş, çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları olan kapsayıcı ve adil sürdürülebilir modellere dönüşüm süreci olarak ele alınmalı ve politika tasarımında sanayi, teknoloji, yerel bölgesel kalkınma, iklim, eğitim ve istihdam politikalarının etkileşimi dikkate alınmalıdır.

Adil geçiş kavramının merkezinde "kimseyi geride bırakmama" anlayışının olduğu dikkate alındığında, özellikle hassas gruplar bölgesel bazda tespit edilmeli ve dönüşümün sağlayacağı avantajların dağıtılmasını hedefleyen bir anlayışla hareket edilmelidir. Bu dönüşüm sürecinden en çok etkilenen bu gruplar, adil bir geçişin odak noktası olmalıdır. Yeşil ekonomiye dönüşüm sürecinde sektörlerde yaşanacak değişimler bölgesel kalkınma perspektifi ile değerlendirilmelidir.

Adil geçiş sürecinin en etkin şekilde yürütülebilmesi için kamuoyu, sendikalar ve sivil toplumun da dahil olduğu sosyal diyalogun oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapılmalı ve tüm paydaşların bu konudaki farkındalığı artırılmalıdır.